Haber geçtiğimiz haftalarda hemen her gazetede ve internet sitesinde yayınlandı: “Türkiye’de halkın yüzde 85,4′ü kendini mutlu hissediyor(muş).”
Bu öyle sıradışı bir haberdi ki, ülkemin ateşte yürümekle eşdeğerdeki sosyal çalkantılarını, ekonomik çıkmazlarını, işsizlik oranlarını, dünya sıralamasındaki yerini, sosyal hak(sızlık)larını, eğitim kalitesi(zliği)ni, terör belasını, Ergenekon-Balyoz-Rıptıki-Roptiki davalarını, asker-siyasetçi çarpışmasını, faili meçhullerini, vergi adı altında alınan Tepegöz Haraçlarını ve daha envai çeşit derdini, tasasını bilenler, bu habere “köpeği ısıran adam” muamelesi yapmakta gecikmedi. Eh, bendenize sorarsanız, haksız da değillerdi.
Peki, nasıl oluyordu da bunca olumsuzluk arasında bu halk hâlâ mutlu olabiliyordu? Asteriks’in meşhur büyücüsü Büyüfiks’in — eski çevirilerde Hokuspokus — hazırladığı ve içene sınırsız güç veren Deve-Gücü-Tazı-Hızı Şerbeti gibi etkisi olan bir Yeni-Gelin-Taze-Damat-Mutluluğu Şerbeti mi içiyordu Türk halkı? Çaresizlikleri iyice kanıksadığından en küçük şeyden bile mutlu olmayı mı öğrenmişti yoksa?
Sahi — mutluluk neydi?
1977 yılında Atıf Yılmaz’ın yönetiminde çekilen, Kırgız yazar Cengiz Aymatov’un Kırmızı Eşarp adlı romanından uyarlanan, başrollerini Türkan Şoray, Kadir İnanır ve Ahmet Mekin’in — hem de nasıl muhteşem bir oyunculuk sergileyerek — paylaştığı Selvi Boylum Al Yazmalım adlı filmde Asya’nın kendine sorduğu bir sorudan mı ibaretti bu — mutluluk neydi?
Yoksa, yukarıda da ima ettiğim gibi, tüm olumsuzluklara karşın sahip olduğunla yetinmek, hırslardan, kinlerden, kederlerden, daha çok kazanma dürtüsünden, sonsuza dek yaşama özleminden koparak kendini, hayatını, özünü kabullenmek miydi — mutluluk neydi?
İyisi mi, Türkan Şoray’ın can verdiği Asya’nın ruha akan diyaloglarıyla bağlayalım bu yazıyı. Herhalde mutluluğun ne olduğunu daha iyi anlatabilmek için fazla kalem paralamaya gerek yok.
“Mutluluk bu muydu? Mutluluk neydi, ben bilmezdim. O vardı bir zamanlar. Onu sevmiştim. Sevgi o muydu? Sevgi neydi? Coşkun akan dere, sonbahar rüzgârıyla ürperen yapraklar, cama vurup dağılan yağmur damlaları, bir yürek çarpıntısı… Sonunda coşkun dere durulur; yapraklar kurur, dökülür; yağmur diner, güneş çıkardı… Sevgi neydi? Sevgi sahip çıkan, dost, sıcak insan eli, insan emeğiydi. Sevgi iyilikti. Sevgi emekti.”
“Yapmışken tam yapalım da, Türk sinemasının yüz akı olan bu muhteşem filmde yer alan diyaloğu sesli olarak da paylaşalım,” dedim. Bilmem iyi mi ettim? Aşağıdaki oynatıcıya tıklayarak dinleyebilirsiniz.
Eh, yazının can alıcı kısmı yukarıdaki diyalogdu zaten, dileyen burada sayfayı terk edebilir, ancak bu metnin yazılmasına neden olan haberi de merak edenleriniz varsa, buyurun, aşağıda okuyabilirsiniz:
Türkiye’de halkın yüzde 85,4′ü kendini mutlu hissediyor.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2009 Yaşam Memnuniyeti Araştırması kapsamında halkın “mutluluk” düzeyini de değerlendirdi. 2009 Ekim ayında 7 bin 546 kişiyle yüz yüze görüşülerek gerçekleştirilen araştırmada, mutluluk, “acı, keder, ızdırabın yokluğu, bunların yerine sevinç neşe ve tatmin duygularının varlığıyla karakterize edilen durum, hayattan genel olarak memnun olma hali” tanımıyla ele alındı.
AA muhabirinin araştırma verilerinden yaptığı derlemeye göre, ülkedeki bireylerin yüzde 31,1′ü orta düzeyde mutlu, yüzde 46,6’sı mutlu, yüzde 7,7’si de çok mutlu olduğunu ifade ediyor.
“Yaşam Memnuniyeti Araştırması 2008”de bireylerin yüzde 30,3′ü orta düzeyde mutlu, yüzde 47,5′i mutlu yüzde 8,2’si de çok mutlu olduğunu ifade etmişti. 2008′de mutsuz olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 11,4 iken, çok mutsuz olanların oranı da yüzde 2,5 düzeyinde kalmıştı.
Araştırmanın 2009 sonuçlarına bakıldığında mutsuz olduğunu belirtenlerin oranı küçük bir artışla yüzde 11,5′e çıktı, çok mutsuz olduğunu belirtenlerin oranı da yüzde 3,1′e yükseldi.
Araştırmanın bu yılki sonuçlarına göre, kadınların yüzde 29,6’sı kendisini orta düzeyde mutlu, yüzde 49,2’si mutlu, yüzde 8,9′u da çok mutlu olarak tanımladı. Erkeklerin ise yüzde 32,7’si “orta düzeyde mutlu”, yüzde 43,9′u “mutlu”, yüzde 6,4′ü “çok mutlu” olduğunu ifade etti.
Erkeklerin yüzde 13,7’si mutsuz, yüzde 3,4′ü çok mutsuz; kadınların da yüzde 9,5′i mutsuz, yüzde 2,8′i çok mutsuz hissettiğini belirtti.
Evliler Daha Mutlu
TÜİK’e göre, evli kadınların yüzde 89,8′i mutlu ve orta düzeyde mutlu, evli erkeklerin de yüzde 84,2’si mutlu ve orta düzeyde mutlu olduklarını düşünüyor.
Bununla birlikte evli olmayan kadınların yüzde 81,7’si mutlu ve orta düzeyde mutlu, evli olmayan erkeklerin de yüzde 80,1′i kendisini mutlu ve orta düzeyde mutlu olarak tanımlıyor.
Mutluluk düzeyi öğrenim durumuna ve yaş grubuna göre değerlendirildiğinde ise en mutlu grupların üniversite mezunlarıyla 65 ve üzeri yaştakiler olduğu görülüyor. Orta düzeyde mutlular da eklendiğinde en mutlu kesimi 18-24 ile 25-34 yaş grupları oluşturuyor.
Üniversite mezunlarının yüzde 63,2’si mutlu, yüzde 27,8′i orta düzeyde mutlu, yüzde 9′u da mutsuz olduğunu dile getirdi. Öğrenim durumuna göre en az mutlu kesim ise yüzde 50,3 ile okur yazar ama okul bitirmeyenler oldu. İlkokul mezunlarının yüzde 52,5′i kendisini mutlu hissederken, yüzde 14,7’si de mutsuz olduğunu belirtti.
Orta düzeyde mutlular eklendiğinde en mutlu kesimi yüzde 91 ile yüksekokul, üniversite mezunları, yüzde 88,4 ile ilköğretim, ortaokul mezunları oluşturdu. En az mutlu kesim yüzde 77,1 ile okuryazar olmayanlardan meydana geldi.
65 yaş ve üzeri bireylerin yüzde 54,3′ü, 55-64 yaş arasındaki bireylerin de yüzde 52’si mutlu. Orta düzeyde mutlular da eklendiğinde, 65 yaş ve üzerindeki vatandaşlardan yüzde 82,1′i mutlu. Bu yaş grubundakilerden mutsuz olduğunu belirtenlerin oranı ise yüzde 17,9.
Orta düzeyde mutlular da eklendiğinde en mutlu kesimi 18-24 ile 25-34 yaş grupları oluşturdu. 18-24 yaş arasındaki gençlerin de yüzde 57,4′ü kendisini mutlu, yüzde 31,5′i kendini orta düzeyde mutlu hissederken, yüzde 11,1′i mutsuzluktan şikayetçi.
25-34 yaş grubunun ise yüzde 55,9′u mutlu, yüzde 31,4′ü orta düzeyde mutlu, yüzde 12,7’si ise mutsuz.
Yaş gruplarına göre kendisini en az mutlu hissedenler 55-64 yaş grubundakiler. Bu yaş aralığında bulunanlardan yüzde 52’si mutlu, yüzde 29,1′i orta düzeyde mutlu, 18,8’si ise mutsuz.
Gelir Yükseldikçe Mutluluk Artıyor
Hane halkı gelir grubuna göre bireylerin mutluluk düzeyi incelendiğinde, mutluluğun gelirle doğru orantılı olduğu ortaya çıkıyor.
Geliri 3 bin 500 lira ve üzerinde olan bireylerden mutlu ve orta düzeyde mutlu olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 94,3. Bu grubunun yüzde 71,1′i mutlu, yüzde 23,2’si orta düzeyde mutlu, yüzde 5,6’sı mutsuz. 600 lira ve altında gelire sahip olanların ise sadece yüzde 43,5′i mutlu, yüzde 31,5′i orta düzeyde mutlu.
Söz konusu kesimde 4 kişiden 1′i (yüzde 25) kendini “mutsuz” tanımlarken, 3 bin 500 lira ve üzerinde geliri bulunanlar içinde mutsuzların oranı yüzde 5,6.
Aile Mutlu Ediyor
Bireylerin mutlulukları, mutluluk kaynağı olan kişilere göre ele alındığında da en büyük mutluluk kaynağının “tüm aile” olduğu anlaşılıyor. En büyük mutluluk kaynağının tüm aile olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 71,2.
Mutluluğun kaynağını çocuklar olarak görenlerin oranı yüzde 12,7, eş olarak görenlerin oranı yüzde 6,9.
Anne ve babasını mutluluğun kaynağı görenlerin oranı yüzde 3,2, torunları mutluluk kaynağı görenlerin oranı yüzde 1,5 iken yüz kişiden sadece 2,4′ü kendisini mutluluk kaynağı olarak algılıyor.
Mutluluk kaynağı olarak “diğer bireyleri” belirtenlerin oranı da yüzde 2,2′de kalıyor.
Sosyal güvenlik kapsamında bulunan bireylerin yüzde 58,7’si, sosyal güvenlik kapsamında bulunmayan bireylerin ise yüzde 42,7’si mutlu olduklarını belirtti.
Aşkın Güngör, 17 Nisan 2010